Çocuklar Evi

İstanbul Üniversitesi Çocuklar Evi, eğitim faaliyetlerine İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Pedagoji Enstitüsü’ne bağlı olarak 1 Ekim 1965 yılında başlamıştır.

Prof. Dr. Refia Uğurel Şemin’in katkılarıyla, pedagoji bölümüne bağlı olan bir laboratuar okul olarak açılmıştır. Açıldığından bu yana birçok çocuğa okul öncesi eğitim vermiştir.

1999 yılından itibaren İ.Ü.Hasan Âli Yücel Eğitim Fakültesi’ne aktarılan Çocuklar Evi, 2009 yılı itibariyle İlköğretim Bölümü Okul Öncesi Eğitimi Anabilim Dalı öğretim üyeleri tarafından yönetilmektedir.
Program ve Hedeflerimiz Çocuklar Evi’nin eğitim programı High Scope, Montessori, Çoklu Zeka ve Tam Öğrenme kuramlarına dayalı olarak oluşturulmaktadır. Hedefimiz çocukların düşünme, yaratıcılık, planlama, paylaşma, işbirliği, iletişim ve araştırma becerilerini geliştirmektir. Okulumuz Büyük Grupta (6 yaş) ve Küçük Grupta (4-5 yaş) olmak üzere iki sınıftan oluşmakta, 30 çocuk kapasitesi ile hem üniversite personel çocuklarına hem de üniversite dışından gelen çocuklara hizmet vermektedir. Okul Öncesi Eğitimi ve Çocuk Gelişimi alanlarından mezun olmuş Büyük Grup iki öğretmeni, Küçük Grupta iki öğretmen çalışmalarını sürdürmektedir Okulumuzun psikologu her iki gruba da eğitim faaliyetlerinde destek olmakta, bireysel takipleri ve veli görüşmelerini sürdürmektedir Eğitim programlarının niteliği ve işleyişi Okulöncesi Eğitimi Anabilim Dalında görev yapan iki Öğretim Üyesi tarafından düzenli olarak izlenmekte ve koordine edilmektedir. Okulumuzun genel temizliği, yemek ve kahvaltı hazırlıklarının yapılması ve çocukların tuvalet ihtiyaçlarının giderilmesi, kıyafet değiştirilmesi gibi işlerde yardımcı olan iki yardımcı bayan bulunmaktadır. Öğrencilerimiz yılda bir kez Üniversitemizin Mediko-Sosyal merkezinde göz ve diş sağlığı kontrolünden geçmektedir. Çocuklar Evi, Milli Eğitim Bakanlığının ilköğretim takvimine uygun olarak eylül-haziran ayları arasında ve 09:00-16:30 saatleri arasında çalışmaktadır.
Prof. Dr. Refia Uğurel ŞEMİN

Prof. Dr. Haluk YAVUZER

Prof. Dr. Ayla OKTAY

Prof. Dr. Norma RAZON

Doç. Dr. Oya Güngörmüş ÖZKARDEŞ

Doç. Dr. Armağan YILDIZ

Yrd. Doç. Dr. Hatice ERGİN
Sınıflarımız:
Fen ve Doğa Laboratuvarımız:
Bahçemiz:

Anneler babalar kadar, büyükanne ve büyükbabalar da aile sistemine destek sağlamakta ve de bir süreklilik duygusu kazandırmakta çok değerli rol oynayabilirler. Büyükanne ve büyükbabalar, yaşamlarının sonbaharında zorlanmadan, sorumluluk almadan torunlarını sevmek gibi keyifli bir uğraşın içine girerler. En büyük avantajları, onlara yeterli zaman ayırabilmeleri ve sabırlı olmalarıdır. Büyükanne ve büyükbabaların bu nazik ama kararlı davranışları çocukları tarafından olumlu karşılanır.ve onlara çok şey katar. Ancak büyükanne ve büyükbabaların bu olumlu katkılarının yanında bazen istemeyerek te olsa yansıttıkları olumsuzluklar da vardır. İşte büyükanne ve büyükbabalardan istenen, anne –babanın yaklaşımına ters düşmeyen, onların paralelindeki çocuk yetiştirme tutumunu uygulamalarıdır. Bunun içinde torunla bilinçli beraberliğe girmeleri ve aile katılım programları bunun için önem taşımaktadır.
Aile ve okul çocuğun bedensel , zihinsel, duygusal ve sosyal gelişiminde çok önemli temel iki unsurdur.Ancak birbirinden farklı dinamikleri ve çocuk üzerinde farklı etkileri olan bu iki kurum eğer işbirliği sürecinde kendi rollerini yerine getirirse hem çocuğun gelişimini en üst seviyeye çıkarabilmekte hem de anne –babanın kendi gelişimine katkı sağlamaktadır.İşte okul öncesi dönem birlikteliğin başlangıcı için en uygun dönem olabilir.Özellikle okul öncesi kurumlar tarafından planlanan bir takım etkinlik ve aktiviteler ile veliler ile işbirliği ve aile katılım programları gerçekleştirilebilir.İyi hazırlanmış aile katılım programları ile aileler çocuklarının gelişimleri ve eğitimleriyle ilgili daha doğru bilgilere ulaşmayı öğrenir,okulla işbirliği yaparak okulda başlatılan eğitimi evde pekiştirir ve geliştirir,çocukları ve onlarla ilgili çevre ile daha iyi iletişim kurar ve kendi öz-yeterliliklerini geliştirirken çocuklarının gelişimi için zengin bir çevre sağlamış olurlar.

Müzik insanlık tarihinin en eski çağlarından beri hem çok etkili bir eğitim aracı, hem de çok önemli bir eğitim alanıdır.

Müziğin temel eğitimindeki ilk amaç, çocukta müzik sevgisini uyandırmak, hayal dünyasında müzik imgesini geliştirmek, ritm duygusunu ve kulak duyarlılığını keskinleştirmektedir.

Müziği seven çocuk insanı sever, toplumu sever, eşsiz bir ruh gücü ve zenginliği kazanır.
İşaret Dili işitme veya konuşma engellilerin aralarında iletişim kurabilmek için el hareketlerini, yüz mimiklerini ve bir bütün olarak vücut dilini kullanarak oluşturdukları sessiz, görsel bir dil. Bu eğitimle çocuklarımızın işaret dili öğreterek hem işitme ve konuşma engelli bireylerle iletişim kurmalarını kolaylaştırmak hem de özel eğitim gerektiren bireyler konusunda farkındalık kazanmalarını sağlamak amaçlanmaktadır. Çocuklarımızla İşaret Dili öğrenirken ünitelerimize paralel olarak eğitimlerini sürdürmektedir.
Çocuklar, ana dillerini öğrenebilmek için doğuştan sahip oldukları dil öğrenme yeteneklerini öğrenmek için de kullanabileceklerini kısa zamanda fark ederler. Okul öncesi çocuklar daha çok oyun benzeri faaliyetler yardımı ile öğrenirler. Bir yetişkinin eşliğinde yapılan etkinliklerde yer alarak dili öğrenmeye istekli hale gelirler. Önce faaliyeti anlar, daha sonra da yetişkinin konuştuğu dilden anlam çıkarırlar. Çocukların Almancayi günlük hayatlarıyla özdeşleştirmek için daha çok imkânları vardır. Okul programları buna uygun oluşturulduğunda, zihinleri bir yetişkin kadar çok bilgiyle dolmadığından öğrendiklerini daha kolay akıllarında tutabilirler. Küçük yaşlarda ikinci bir dili öğrenmeye başlayan çocuklar, hayatlarının ilerleyen dönemlerinde üçüncü, dördüncü dili öğrenmeye çalıştıklarında aynı doğal öğrenme yeteneklerini kullanırlar. Bu sayede, sadece ana dilini bilen bir çocuğa oranla yeni dil öğrenme yetenekleri daha gelişmiş olur.
Çocukların küçük yaşlarda yeni bir dil öğrenme yetenekleri yetişkinlere göre, çok daha yüksektir. Özellikle okul öncesi eğitimde ikinci bir dilin programda yer alması çocuğun hem dil, hem de zihinsel gelişiminde çok büyük yarar sağlamaktadır. Bu nedenle okul öncesi eğitimde İngilizce önemli bir yere sahiptir.

Okulumuzda İngilizce eğitimi, çocukların kendine özgü gelişim ve öğrenme özellikleri göz önüne alınarak, onların yaş gruplarına göre oyun ve etkinliklerle yapılmaktadır.Soyut kavramlar yerine çocukların kendi yaşantılarından yola çıkılarak yabancı dil bir bütün halinde kullanılmaktadır. Böylece çocuklar İngilizce’yi doğal ortamlarında hikayeler, şarkılar, resimli kartlar ve çeşitli materyaller yardımıyla öğrenebilmektedirler.
Küçük yaşlarda yapılan seramik çalışmalarının temel amacı doğal becerileri geliştirerek yaratıcı etkinliklere dönüştürmektir. Çocuklar seramik çamurunu kullanarak hayal ettiklerini somut bir biçimde ifade etmeyi öğrenir. Düşüncenin ve hayal gücünün gelişimiyle ellerin kullanımı arasında paralellik vardır. Seramik çalışmaları bu açıdan hem zihinsel hem de bedensel gelişime katkı sağlar. Çocuk seramik çalışarak grupla çalışmayı öğrenir, toplum bilincini benimser , yaratıcılık yönü ve estetik değerleri gelişir. Problemlere farklı çözümler getirir, özgüven kazanır, kendini daha kolay ifade eder.
Eğitici drama çocuğun psikolojik yapı ve yaşantılar konusunda bilinçlenmesini ve yaratıcılık kazanmasını amaçlar.Duyguların tanımlanması,ayırt edilmesi,bireysel ve grup halinde gevşeme,rahatlama amaçlı çalışmalardır. Ayrıca diksiyon çalışmaları yapılmaktadır.

Okul öncesi dönemde çocukların her davranışı yaşayarak öğrenmelerinden yola çıkarak, eğitim etkinliklerinde eğitici dramayı kullanmak, çocukların kendilerini daha iyi ifade etmelerine olanak sağlar, onların kendilerini daha iyi tanımalarını ve ifade özgürlüğünü kolaylaştırır.
Yaratıcılık derslerimizde çocuklarımızın farklı çalışmalar sayesinde daha etkili düşünme becerilerini geliştirmeye yönelik faaliyetler ve dikkat toplama çalışmaları uygulanmaktadır. Bu dersten Büyük grup öğrencilerimiz yararlanmaktadır.
Çabuk öğrenmede geleceğin metodu “zeka oyunları” dır. Zeka oyunlarında başarı hızlı ve doğru bir şekilde akıl yürütmeye dayanmaktadır. Geçmişte öğrenilen problem çözme yöntemleri zeka oyunlarını çözebilmek için az veya çok fayda sağlayabilse de zeka oyunları ezbere dayalı bir ders değildir. Zeka oyunlarını bu kadar eğlenceli kılan da sürekli değişen türleri ve zorluk seviyeleri olmasıdır.

Okulumuzda gerçekleştirilen zeka oyunlarından başlıcaları; Tangram, Kapla ve hafıza kartlarıdır.

Okul öncesi dönem satranç eğitimi öncelikle çocuklarımızın satrancı tanımaları ve sevmelerine yönelik faaliyetleri içerir.Çocuklarımız yaratıcı el faaliyetleri,boyamalar sayesinde eğlenceli bir ortamda satranç taşlarını tanırken bu taşlar yardımıyla yer-yön , soyut olarak algıladıklarını somutlaştırarak ifade etme, anlatılan komutları kendi başına yerine getirebilme gibi becerilerini de geliştirerek iköğretime hazırlanırlar.Bunun yanında hayatları boyunca yukarıda belirtilen faydalara sahip bir hobi edinerek kültürlü , kendine güvenen ,başarı duygusunu tatmış birer bireyler olurlar…

Adres

Süleymaniye cad. No:15 Vezneciler – İSTANBUL (Esnaf Hastanesi Karşısı)

Telefon

0 212 / 440 00 00         Dahili: 13039

E-Mail: cocuklarevi@istanbul.edu.tr